Freud’a Göre: Bilinç, Bilinçdışı ve Rüyalar

Bilimsel araştırmalara dayanarak hazırlanmıştır.

0
147
freuda göre bilinçdışı ve rüyalar
The Nightmare / Johann Heinrich Füssli. Türkçe dilinde ''karabasan'' olarak anılan, kabusu, biraz da uyur uyanıkken yaşanan kötü deneyimleri simgeleştiren bir semboldür.

Freud psikanaliz kuramıyla ilgili yazılarını yazmadan önce nörolojiyle ilgileniyordu.

Bilinçle ilgilenmesi onun hayatı boyunca ateşli bir tutku olarak devam etti. Bilinci temel anlamda üçe ayırdı;

  1. Ego: Benlik, kimlik, yüzeydeki düşünceler ve olağan istekler.
  2. ID: Gizli, açılmamış, insan doğasının karanlığı.
  3. Süperego: Ahlaki, toplumsal, kalıtsal olmasa da genelde sonradan öğrenilmiş bir bütün.

Freud’a göre ego, ID ve süperegonun uzlaşmasını sağlayan bir dengeleyici işlevi görür.  Freud bu ayrımın dışında önemli bir kavramı daha kuramsallaştırır; Bilinçdışı.

Bilinçdışı (bilinçaltı) sözlüklerde genelde ‘’kişinin düşüncelerinden, bilincinden hatta kimliğinden daha uzakta, onu gizliden gizliye yönlendiren bilinçten yoksun duygular ve bastırılmış doğal içgüdüler bütünü’’ olarak tanımlanır aşağı yukarı.

Bilinçaltı iki farklı kulvarda kullanılmaktadır.

  1. Bilincin altı (below)
  2. Bilincin dışı (out)

İkisi de yasaklanan, bastırılan, unutulan bazı tutkular, çatışmalar, endişeler, korkular ve güdülerle ilgili gizemli bir süreci ifade eder. Bilinçdışı veya bilinçaltı, bilincin kendisini teşkil ve temsil etmese bile, bilincin üzerine aktif ve süreğen bir etkiye sahiptir.

Bilinçdışı / bilinçaltı Freud’a göre kendisini bazı anlarda açığa çıkarır. Bunlar;

Rüyalar

Rüyalarda Freud’a göre bastırılmış duygular açığa çıkmaktadır. Bunlar semboller yoluyla saklanmış, daha doğrusu ‘’şifrelenmiş’’tir. Örneğin birisi düşünde denize atladığını görüyorsa, cinsel libidosuyla ilgili bir doyumsuzluk yaşıyor demektir. Bir balon yakaladığını görüyorsa, aslında çocukluğunda emzirmeyle ilgili bir sorun yaşamış olabilir demektir vb.

Düşlerin yorumu isimli eserinde şöyle bir örnekler dizini verir; ‘’Nefes alıp veren akciğer, rüyada gürül gürül yanan bir ocakla, boş kutu veya sepetlerle; mesane yuvarlak, çanta şeklindeki objelerle; erkek cinsel organı ise klarnetin üst kısmıyla, pipo ile veya bir kürk parçasıyla (genital bölgedeki kıllardan dolayı) temsil edilebilir.’’

Dil sürçmesi

Kişi bilinçaltındaki gizli ya da bastırılmış duyguyu, gelişigüzel, akışına bırakılmış bir konuşma yaparken söyleyebilir.

Freud bilincin dışını anlamak adına birkaç yönteme başvurur. Bunların en önemlileri;

Hipnoz

Hastayı bilinçli ve kontrollü bir şekilde uyur uyanık (daydream) bir moda getirerek saklı anılarını ve arzularını öğrenme yöntemidir. Bu yöntemin her zaman işe yaramadığını Breuer ile keşfettiğinde Freud, bunun yerine ‘’serbest çağrışım metodu’’nu deneme yoluna gitmiştir.

Serbest çağrışım

TDK’ya göre çağrışım; ‘’bir fikir veya görüntünün bir diğer fikir veya görüntüyü hatırlatması, akla getirmesi’’dir.

Çağrışıma dair ilk çalışmalar Francis Galton tarafından yapılmıştır. Galton yürürken gördüğü tabela ve afişlerdeki yazıların kendisinde uyandırdığı bir çok çağrışımı not etmiştir. Çağrışımı kendisince üçe ayırmıştır, bunlar;

  1. Teatral
  2. Sözsel
  3. İmgesel ve duyusal

Çağrışımlardır ve bunların üzerinde çocukluktaki eğitimlerin katkı payı azımsanamayacak denli büyüktür.

Freud çağrışımı ilk defa geniş çaplı uygulayan kişi olarak bilinmektedir. Onun serbest çağrışım yönteminde, hasta aklına gelen şeyleri sansürlemeden, bastırmadan, serbestçe dile getirir. Böylece kişinin bastırılmış veya daha psikanalitik tabirlerle konuşacak olursak, ‘’üzeri örtülmüş’’ bilinçdışının deşifre edilmesi planlanır.

Psikanaliz üzerine çalışmalar yürüten James Strachey serbest çağrışım için ‘’insan zihninin bilimsel incelemesi için ilk vasıta’’ demiştir. Serbest çağrışım psikanaliz kuramının mihenk taşlarından birini oluşturmaktadır.


Benzer yazılar:

Rüya yorumu / analizi

Rüyaların yorumlanması psikanalizde önemli bir yer tutar. Freud ‘’rüyalar bilinçdışına doğru giden kral yoludur’’ demiştir. Bunun yanı sıra ‘’…içimde capcanlı kalan yegane ilgi ve merak, rüyalara karşı olandır.’’ demişliği de vardır.

 

Düşlerin yorumu isimli mühim eserinde ‘’ Düş, (baskı altında tutulmuş) bir dileğin (başka bir kılıkta) gerçekleşmesidir.’’ Diyerek psikanaliz tarihinde dönüm noktası sayılabilecek önemli bir tespitte bulunmuştur. Bu onun, şiirlere verdiği önemle eş güdümlü biçimde, rüyaları da psikanalizde merkeze oturttuğunu gösteriyor.

Freud’a göre üç ana rüya tipi vardır, bunlar;

  • Anlamı berrak ve saydam olan kısa rüyalar
  • Bir manası olan ama yine de tuhaf rüyalar
  • Abes, saçma sapan gelen, çelişkili ve son derece acayip rüyalar.

Bu tür ayrımının yanı sıra Freud rüyaları başka bir platformda yine üçe ayırır, bunlar;

  1. İstek
  2. Ceza
  3. Sıkıntı

Bir rüyada kişinin gizli isteği de, cezalı kabusu da, sıkıntısı da kendisini gösterebilir. Freud bu noktada hastadan rüyasını rahatlayıp anlatmasını ister. Özellikle bilinçdışındaki imgelerin üzerinde durur ve yüzeysel anlama takılmaz.

Freud rüya yorumlama veya çözümleme yöntemini, her kişinin rüyasının ‘’öznel ve kendine has’’ olduğu prensibini hatırından çıkarmadan gerçekleştirir.

Farklı yöntemleri, özgün ve geniş çaplı düşünceleriyle Freud, çağının büyük düşüncelerini etkiledi. Böylece onu eleştirenlerin bile takdirini kazandı. Seneler sonra epistemolog ve bilim filozofu Karl Popper, Freudyen psikanaliz için; ‘’Psikanaliz çok değerli bir birikimdir ama maalesef bilimsel değildir.’’ minvalinde konuşacaktır.

 

Kaynakça 

Freud’un Rüya Yorum Metodu

The Interpretation of Dreams Sigmund Freud (1900)

YORUM YAP

Lütfen bir yorum yaz
Lütfen isminizi girin