Uyku ve Uykunun Anatomisi

Bilimsel araştırmalara dayanarak hazırlanmıştır

0
63
Uykunun oluşumu

Uyku en temel ihtiyaçlarımızdan biridir. İnsanların büyük çoğunluğu günde 7 ila 8 saat uykuya gereksinim duyar. Uyku olmadan beynimizdeki sinir hücrelerinin birbirleriyle iletişimi de dahil olmak üzere bir dizi beyin fonksiyonu gerçekleşemez. Gerektiği şekilde konsantre olamayız ve öğrenme ve hatırlama fonksiyonlarımız sürdürülemez.

Peki nasıl oluyor da beynimiz ve vücudumuz bir anda uyku haline geçebiliyor ve uyku hali sürüyor? Siz de bu soruyu soranlardan ve cevabını merak edenlerdenseniz uykunun anatomik olarak nasıl oluştuğunu bu makalede öğreneceksiniz.

Uykuyu etkileyen faktörler nelerdir?

Uykuyu etkileyen en önemli faktör ışıktır. Göz retinasındaki özel hücreler ışığı alır ve beyine gece mi gündüz mü olduğunu söyleyerek uyku-uyanıklık döngüsünü başlatabilir veya erteleyebilir. Bu nedenle ışık uykuya dalmayı ve uyandığınızda tekrar uyumayı zorlaştırabilir.

Bunun dışında kullandığınız ilaçlar, stres, hastalıklar ve yiyip içtikleriniz uykuyu etkileyebilir.

Uykuda görev alan yapılar nelerdir?

Beynin içerisinde bulunan yapılar uykuya geçişi ve uyumayı sağlayan görevlere sahiptir. Bu bölgeler; hipotalamus, beyin sapı, talamus, epifiz bezi ve bazal önbeyindir.

Hipotalamus: Beynin içinde yer alan fıstık büyüklüğünde bir yapı olan hipotalamusta, uyku ve uyarılmayı etkileyen kontrol merkezleri olarak görev alan sinir hücreleri bulunur. Hipotalamusun içinde SCN isimli hücre grupları bulunur. Bu hücreler doğrudan gözlerden gelen ışık hakkında bilgi alır ve vücudu uyku ve uyanıklık ritmine hazırlar. SCN bölgesinde hasar olan bazı kişiler, sirkadiyen ritmlerini, ışık-karanlık döngüsü ile eşleştiremedikleri için uyku düzensizliği yaşarlar. Bununla beraber çoğu kör hala bir miktar ışık algılayabilir ve uyku/uyanıklık döngülerini değiştirebilir.


Benzer yazılar:


Beyin sapı: Beynin alt kısmında bulunan beyin sapı, uyku ve uyanıklık arasındaki geçişleri kontrol etmek için hipotalamus ile iletişim kurar. Hipotalamus ve beyin sapı içinde uykuya geçişi sağlayan hücreler bulunur. Bu hücreler GABA adı verilen ve beyinde bulunan bir kimyasal madde üretilir. GABA hipotalamusta ve beyin sapında bulunan uyarılma merkezlerinin aktivitesini azaltır.

Beyin sapı ayrıca REM uykusunda da önemli bir görev üstlenir. Vücut duruşu ve uzuv hareketleri için gerekli kasları gevşeten sinyaller gönderir; böylece derin REM uykusunda rüya görürken hareket etmeyiz.

Talamus, duyulardan gelen bilgileri beynin hafızayı işleyen bölgesi olan serebral kortekse iletir. Uyku esnasında talamus kendini duyulara ve dış dünyaya karşı duyarsız hale getirir. Ancak REM uykusu sırasında, talamus aktiftir ve rüyalarımızda oluşan görüntüleri, sesler ve diğer duyumları kortekse gönderir.

Epifiz bezi: Beynin iki yarım küresinde bulunan epifiz bezi SCN’den sinyal alır. Bu sinyallere göre melatonin hormonunun üretimini arttırır. Melatonin hormonu arttıkça da uykuya geçiş başlar. Bu nedenle de ışıklar söndüğünde uykuya geçmeye başlarsınız. Görme yeteneklerini kaybeden ve doğal uyanma-uyuma döngülerini kontrol edemeyen kişiler her gün aynı saatte az miktarda melatonin alarak uyku düzenlerini ayarlayabilirler.

Bazal önbeyin: Beynin ön ve altı kısmının yakınında bulunan bazal ön beyin de uyku ve uyanıklığı teşvik eder. Bazal ön beyin ve bazı diğer bölgelerdeki hücrelerden adenozin salgılanır ve bu madde kişiyi uykuya sevk eder. Kafein, adenozinin etkilerini azaltır bu nedenle de uykusuzluğa yol açar.

Amigdala: Badem şekilli bir yapı olan amigdalada, duyguların işlenmesinde rol oynayan nöronlar bulunur. Amigdala ayrıca REM uykusu sırasında giderek daha aktif hale gelir.

Uykuda görev alan mekanizmalar nelerdir?

Uykunun oluşmasında, uyku ve uyanıklık süreçlerinin düzenlenmesinde görev alan iki temel mekanizma vardır. Bunlardan biri sirkadiyen ritim; diğeri ise homeostazdır. Homeostatik ve sirkadiyen süreçlerin birlikte uyku ve uykululuk ile uyanıklık hallerini belirlediğini söyleyebiliriz.

Sirkadiyen ritim

Sirkadiyen ritim, uyanıklık, vücut ısısı, metabolizma ve hormon salınımı gibi birçok fonksiyonu yönlendiren süreçtir. Sirkadiyen ritim sayesinde belirli zamanlarda uykunuz gelir ve belirli zamanlarda uyanma eğiliminde olursunuz. Vücudunuzun 24 saatlik biyolojik saati, sirkadiyen ritmi kontrol eder. Sirkadiyen ritim kendini, günün gerçek zamanını, ışık ve sıcaklık gibi dışarıdan gelen işaretlere göre ayarlar. Ancak bu ipuçları olmadığında bile görevine devam eder.

Uyku homeostazı

Uyku homeostazı, uyku ve uyanıklık ihtiyacınızı düzenler. Vücuda belirli bir süre sonra uyumasını hatırlatır ve uyku yoğunluğunu düzenler. Uyku homeostazı, uyanık geçirdiğiniz her saatte güçlenir ve uzun süre uykusuz kaldıktan sonra daha uzun ve daha derin uyumanıza neden olur.


Benzer yazılar:


Uykuda görev alan nörotransmitterler nelerdir?

Uyku ve uyanıklık döngüsünde görev alan birçok nörotransmitter ve hormon bulunur. Bu alanda incelenen her öğeden bahsetmek mümkün olmasa da en önemlilerinden bahsedeceğiz.

GABA: GABA bir nörotransmitterdir ve görevi sakinleştirici bir etki vererek uykuya geçişi sağlamasıdır.

Oreksin: Çoğunlukla hipotalamusta üretilen bir nörotransmitterdir. Oreksinin görevi uyarılma ve uyanıklık sağlamaktır. Bu nörotransmitter narkolepsi ile ilişkilendirilmiştir.

Asetilkolin: Asetilkolin genellikle kasları harekete geçiren bir nörotransmitterdir. Özellikle REM uykusu ile ilişkili bulunan asetilkolinin REM uykusu ve uyanıklık esnasında en yüksek seviyelerde olduğu belirtilir.

Norepinefrin: Hem bir nörotransmitter hem de hormon olan norepinefrin uykudan uyanma ile ilişkilendirilmiştir.

Melatonin: Melatonin bir hormondur. Gündüzleri azalan melatonin değerleri geceleri artar. Işıkta az ve karanlıkta daha çok salgılanan melatoninin uykuyu getirdiği bilinir.

Dopamin: Dopamin, şizofreni ve parkinson hastalığı ile ilişkili olmasıyla bilinen bir nörotransmitter. Melatonini azaltarak uykudan uyanmayı teşvik ettiği bilinir.

Serotonin: Serotonin depresyon ile ilişkili olmasıyla bilinen bir nörotransmitterdir. Serotoninin uykudan uyanma ile ilişkili olduğu belirtilir.

Adenozin: Adenozin uykuyu getirdiği bilinen bir nörotransmitterdir. Uyanıkken uyuduğumuz zamana göre daha çok adenozin salgılarız ve gün içinde biriken adenozin gece uykumuzu getirir.

Steroidler: Kortizol, REM uykusuna geçiş ile ilgilidir. Ayrıca GHRH ve kortikotropin salıcı hormon da uyku düzenlemesinde görev alır.

 

Kaynakça

Sleep / Understanding Sleep

YORUM YAP

Lütfen bir yorum yaz
Lütfen isminizi girin